Tüm o klişeleşmiş “şunları şunları yaparsan gerçek bir Brightoner olursun.” kalıplarının aksine, Brighton’da tek yapman gereken şey kendini akışa bırakmak. Evet! Yanlış duymadın, kendini belirli kalıpların içine koymadan, dilediğin gibi içindeki seni doyasıya yansıtabildiğin yer burası. Yerel halk, her türlü görüşe, fikre, hayat tarzına o kadar saygılı ki, insan zaten bu enerjiye kapılıp gidiyor. Yani ilk yapman gereken şeyler, sen olmak ve saygı duymak!
Akışta olduğunda, insanların hayattan maksimum keyfi almaya çalıştıklarını göreceksin. Mesela güneşi görür görmez sahile akın ettiklerini ve o minik beach hut sahiplerinin atıştırmalıklarıyla birlikte içkilerini yudumlayarak, güneşi batırdıklarını görmen çok olası. Ah ya da Cuma iş çıkışı saatinden, Pazar akşamına kadar çoğu pubta çılgın kalabalıklara tanık olman da öyle. Hem de hiçbir hava koşulu fark etmeksizin 😀
Yani belirli kalıplara girmeden, andan maksimum keyfi almaya çalıştığında ve olduğun kişiye, aynı şekilde çevreye de saygı duyduğunda; bu iş tamamdır!